İçeriğe geç
  • Dolar 49,3956 ▲ %0,03
  • Euro 55,4125 ▲ %0,12
  • Sterlin 65,5942 ▲ %0,14
  • Gram Altın 6.585,45 ▼ %0,32
  • Çeyrek Altın 10.788,42 • %0,00
  • Gümüş 93,10 ▼ %0,93
  • Bitcoin 4.117.139 ▼ %0,35
  • BIST 100 12.250,68 ▲ %0,82

avrupa

Sol Parti Berlin'de önce mahallelerde kazandı

Sol Parti'nin Berlin zaferinin arkasında, seçimlerden aylar önce başlayan mahalle çalışmaları, yeni katılan gençlerin dinamizmi, deneyimli kadrolarla kurulan ortak çalışma ve günlük sorunlara odaklanan bir siyasal çizgi bulunuyor.

BirGün/BERLİN

Berlin'de Die Linke partisinin (Sol Parti) Elif Eralp ile eyalet seçimlerinde aldığı zafer, sıradan bir seçim başarısı olmadığını ortaya koydu. Partinin yükselişi ilçelerde de kendisini gösterdi. Mitte'de 2023'te yüzde 15,8 ile dördüncü parti olan Die Linke, oyunu yüzde 33,7'ye çıkararak açık ara birinci parti konumuna geldi.

Ancak bu sonuçlar sandıkların açıldığı gün ortaya çıkmadı. Özellikle doğrudan gözlemlediğimiz ve içinde yaşamış olduğumuz Mitte ilçesinde seçim başarısının arkasında seçimlerden aylar önce başlayan mahalle çalışmaları, yeni katılan gençlerin dinamizmi, deneyimli kadrolarla kurulan ortak çalışma ve günlük sorunlara odaklanan bir siyasal çizgi bulunuyor.

Die Linke'nin Mitte'deki çalışmasının dikkat çekici yönlerinden biri, siyaseti seçim dönemleriyle sınırlandırmaması oldu.

Bavul Kültür Sanat gibi mahalle mekanlarında uyuşturucu sorunu, evsizlik, yükselen kiralar, sosyal hizmetlerin yetersizliği ve engellilerin kentte karşılaştığı sorunlar ele alındı. Bavul, adını BirGün gazetesi bünyeside yayın yapan Bavul dergisinden alıyor. Bu toplantılarda, asansörü bulunmadığı için engelli yurttaşların kullanamadığı metro istasyonları gibi somut sorunlar gündeme getirildi. Bunun yanısıra sorunların tespitiyle yetinilmeyip çözüm yolları üzerine tartışmalar yürütüldü.

AfD Genel Merkezi'nin Bavul'un arka sokağına taşınma durumu ortaya çıktığında Bavul'da yapılan toplantının çağrıcısı yine Die Linke oldu. Mahallelinin katılımıyla ''Mitte Lieb Vielfalt'' (Mitte çeşitliliği seviyor!) adlı bir inisiyatif oluşturuldu. İnisiyati kısa zamanda 25 bin imza topladı. Değişik etkinliklerle AfD'nin Mitte semtine taşınmasını engelleme çalışmaları sürüyor.

Ayrıca Bavul'da devam eden 'Kahvaltı Buluşmaları' da bu çalışmanın bir parçası oluyor. İnsanlar günlük yaşamda karşılaştıkları sorunları doğrudan aktarma, parti üyelerinin de bunları yerinde dinleme, gözleme üzerine konuşma fırsatı buluyor. Sol Parti'nin yaklaşımı, "Bize oy verin" demek yerine, "Sorununuz nedir, birlikte ne yapabiliriz?" diye sormak oldu.

GENÇLERİN DİNAZMİ DENEYİMİN BİRİKİMİ 

2025 Federal Meclis seçimleri öncesinde ve sonrasında Die Linke'ye katılan gençlerin oluşturduğu yeni enerji, örgüt çalışmasına da yansıdı.

Deneyimli kadrolarla gençlerin birlikte çalışması, seçim kampanyasına farklı bir dinamizm kazandırdı. Çalışma şekli, bildiriyi insanların ellerine tutuşturup geçmek yerine, mümkün olduğunca insanlarla konuşarak diyalog kurmak oldu. Bu anlayış doğrultusunda sokak sokak, ev ev çalışma yapıldı.

TOPLUMSAL MÜCADELEDEN GELEN DOĞRU ADAY

Yeni siyaset anlayışının önemli sembollerinden biri Elif Eralp oldu. Die Linke Berlin'de Eralp'i 2026 Eyalet Meclisi seçimleri için başbakan adayı olarak gösterdi. Göçmen bir aileden gelen Eralp, uzun yıllardır Berlin'deki toplumsal mücadelelerin içerisinde yer alan genç bir siyasetçi olarak öne çıktı.

Elif Eralp, parti çalışmalarının yanı sıra demokratik kitle örgütlerinde aktif görev aldı. Allmende adlı göçmenlerin oluşturduğu dernekte ırkçılığa karşı mücadelede yer aldı. Soma'da 301 madencinin yaşamını yitirmesinin ardından yapılan protestolarda arkadaşlarıyla birlikte ''Soma kaza değil katliamdır'' diye haykırdı. Birçok eylemin örgütlenmesinde de aktif olarak yer aldı.

Bu geçmiş, Eralp'i yalnızca parti kariyeri üzerinden yükselen bir siyasetçiden farklı kılıyor. Onu tanıyanların açısından önemli olan, siyasi elitlerden biri olarak değil, toplumsal mücadelelerin içinden gelen ve insanların sorunlarını doğrudan deneyimleyen bir isim olması oldu.

PROGRAMLA ÖRGÜTLEMENİN BULUŞMASI 

Mahalle çalışması tek başına bu başarıyı açıklamak için yeterli olmaz. Die Linke'nin son yıllarda geçirdiği program değişimi de önemli bir etken. Halle ve Chemnitz kongreleriyle birlikte parti, günlük yaşamı doğrudan etkileyen sorunları daha güçlü biçimde merkeze aldı: Kira, ücret, emek, emeklilik, sağlık, ulaşım, sosyal güvenlik ve hayat pahalılığı en önemli çalışma başlıkları oluşturdu.

Berlin'de yüksek kiralara, sosyal hizmetlerdeki sorunlara ve kent yaşamındaki eşitsizliklere yönelik çalışmalar bu yaklaşımın parçası.

GEÇMİŞ DENEYİMLERDEN ÇIKARILAN DERS 

Die Linke'nin Berlin'deki bugünkü yükselişini anlamak için geçmişteki yönetim deneyimini de göz önünde getirmek gerekiyor.

Partinin Berlin yönetiminde bulunduğu dönemlerde kendinden önceki SPD-CDU hükümetinin aldığı kararlar da olsa, kendi temel politikalarıyla çelişen uygulamaların yarattığı sonuçlar, sonraki yıllarda önemli bir tartışma konusu oldu. Kamu mülkiyetindeki konutların ve işletmelerin satılması, özelleştirmeler, uzun vadeli mali ve sosyal sorunlara yol açtı. Ortaya çıkan bu sonuçlarından çıkarılan dersler, bugün savunulan kamu mülkiyeti ve kamusal hizmet politikalarının arka planını da oluşturuyor.

Seçimin son haftaları, aylar boyunca sürdürülen mahalle çalışması daha yoğun bir seçim kampanyasına dönüştü.

Halk buluşmalarından biri olan Bavul'daki Elif Eralp, Mitte milletvekili adayları Leo Dietderich, Anna Eiling ve belediye meclisi adaylarının katıldığı toplantıda, parti programı ile olası bir iktidar durumunda izlenecek politikalar ve kırmızı çizgiler tartışıldı.

Zaferi, programdaki değişim, günlük sorunlara odaklanma, gençlerin partiye kattığı enerji, deneyimli kadroların birikimi, aday tercihleri ve aylar süren mahalle çalışmasının bir sonucu olarak görmek gerekiyor.

GÜVEN MAHALLERDE KAZANILDI

Sonuçlarla yeni bir dönem de başladı. Uyuşturucu, evsizlik, yüksek kiralar, sağlık alanında yaşanan sorunlar, erişilebilir ulaşım, sosyal hizmetler, ırkçılık ve gençlerin geleceği gibi sorunlar sandıkların kapanmasıyla ortadan kalkmadı. Toplum, seçimlerde bu sorunların çözümü için Die Linke'ye hükümeti oluşturma görevi verdi.

2002 yılında Die Linke'nin öncülü PDS 2002 yılında SPD ile hükümet kurduğunda 47,5 milyar avro borç devralmıştı. Bugün Berlin'in borcu yaklaşık 70 milyara avroya ulaştı. Bu borçlar olası bir hükümetin kurulması durumunda Die Linke'nin kamucu politikaları sürdürmesi konusunda ciddi bir engel olarak ortada duruyor. Kurulması öngörülen Die Linke-Yeşiller-SPD koalisyonunda Yeşiller ve SPD'nin sınıfsal tercihleri ayrıca bir engel oluşturacak.

Sol Parti'nin seçim öncesinde izlediği yol ve yöntemler, Berlin'de koalisyon hükümetinin kurulması ve sonrası için yol gösterici olabilir. Karşılaşılan sorunlar halk ile paylaşılması, toplumun değişik kesimlerinden gelecek önerilere açık olma yöntemine devam edilmesi ile sorunların üstesinde gelmek daha olanaklı hale gelecek.

Kaynak: Birgun

Paylaş
Sıradaki haber yükleniyor…