İçeriğe geç
  • Dolar 49,3952 ▲ %0,03
  • Euro 55,3970 ▲ %0,11
  • Sterlin 65,5670 ▲ %0,10
  • Gram Altın 6.588,50 ▼ %0,28
  • Çeyrek Altın 10.788,42 • %0,00
  • Gümüş 93,07 ▼ %0,97
  • Bitcoin 4.122.148 ▼ %0,16
  • BIST 100 12.231,97 ▼ %0,15

Ekonomi

Küresel ekonominin en riskli bahsi: Yapay zekâ balonu

Yapay zekâ yatırımlarına aktarılan trilyonlarca dolar, düşen kârlılık ve belirsiz verimlilik küresel ekonominin en büyük balonlarından birini oluşturma riskini taşıyor. Teknoloji devleri, yatırımlarını karşılayacak gelirleri yaratmakta zorlanırken olası bir çöküşün ABD ekonomisi ve küresel piyasalar üzerindeki etkileri giderek daha fazla tartışılıyor.

ABD ekonomisi, diğer G7 ülkelerine kıyasla daha güçlü bir büyüme performansı sergiler görünmekte. Ağustos ayında bileşik PMI verilerinin 56'dan 58,4'e yükselmesi, özel sektörde son üç yılın en hızlı genişlemesine işaret ediyor. Ancak bu ekonomik ivmenin arkasındaki ana motor, geleneksel sanayi ya da geniş tabanlı bir tüketim artışı değil; doğrudan yapay zekâ modellerine, çiplere ve devasa veri merkezlerine aktarılan sermaye.

Michael Roberts, kişisel blog'unda yaptığı "YZ: ABD Tarihinin En Büyük Ekonomik Bahsi" (1) isimli analizde yapay zekâ altyapı hamlesinin ölçek olarak ABD tarihindeki en büyük tekil sektör yatırımı haline geldiğini vurguluyor. Bu süreç; 19. yüzyıldaki demiryolu ağlarını, 20. yüzyıldaki ulusal otoyol projelerini ve 21. yüzyılın başındaki internet devrimini geride bıraktı. Alphabet, Amazon, Meta, Microsoft ve Oracle'dan oluşan beş "hiper ölçekli" teknoloji devinin 2029'a kadar yapacağı sermaye harcamalarının 4,2 trilyon dolara ulaşacağı öngörülüyor. 2025-2032 arasında veri merkezlerine yapılacak harcamaların, ABD GSYİH'sının ortalama %3,6'sını oluşturması bekleniyor. Bu esnada özel konut ve ticari inşaat harcamaları 46 milyar dolar gerilerken, kaynaklar tamamen veri merkezlerine kayıyor.

Borsa serveti 63 trilyon dolara ulaşarak rekor kırmış, yabancı yatırımcıların ABD varlıklarındaki payı 39 trilyon dolara yükselmiş durumda. Ancak hisse senetlerinin ezici çoğunluğu üst gelir grubunun elinde olduğu için bu servet artışı çalışan kesime yansımıyor; aksine çip ve donanım ithalatındaki %20'lik fiyat artışları genel tüketici enflasyonunu yukarı çekiyor.

HARCAMA VE NAKİT AKIŞI UÇURUMU AÇILIYOR

Roberts'ın ilk ve en temel tezi, teknoloji devlerinin yapay zekâya yaptığı harcamalar ile bu yatırımların getirdiği serbest nakit akışı arasındaki makasın sürdürülemez biçimde açılmış olması.

Dört büyük teknoloji devinin sermaye harcamalarının 2027 yılında 1 trilyon doları aşacağı, buna karşın mevcut iş kollarından elde ettikleri serbest nakit akışının 100 milyar doların altına gerileyeceği hesaplanıyor. Şirketler mevcut kârlarıyla yatırımları finanse edemez hale geldikçe, borçlanma ve sermaye piyasalarına bağımlı hale geliyor.  Yapay zekâ yatırımlarının kârlı sayılabilmesi için önümüzdeki iki yılda 600 ila 800 milyar dolarlık ek satış yaratılması gerekmekte. Oysa bağımsız analizler, 2030 projeksiyonlarının yatırılan sermaye üzerinde negatif iç verim oranı (IRR) verdiğini ortaya koyuyor. Teknoloji devleri iki ucu keskin bir bıçakla karşı karşıya. Eğer harcamaları kısarlarsa, piyasaya "yapay zekâ beklentileri karşılayamadı" sinyali verilecek ve borsada çöküş yaşanacak; harcamaya devam ederlerse kârsız bir kara deliğe milyarlarca dolar gömmek zorunda kalacaklar.

İLLÜZYONDAN İBARET GELİRLER, ARTAN GİDERLER

Yapay zekâ ekosistemindeki kârlılık iddiaları, piyasa dinamikleri ve finansal yapaylıklar nedeniyle büyük bir yanılsamadan ibaret.  Yapay zekâ modellerinin çıktı maliyetlerini izleyen LLM Token Harcama Endeksi, Çinli açık kaynaklı rakipler ve düşen çıkarım maliyetleri nedeniyle zirve seviyesinden %50'den fazla düşerek 0,97 dolara gerilemiş durumda. Kullanım fiyatlarının ucuzlaması, yapay zekâ laboratuvarlarının gelirlerini eritmekte ve altyapı faturalarının ödenmesini zorlaştırmakta.

Dahası OpenAI ve Anthropic gibi şirketlerin gösterdiği yüksek gelir artışlarının arkasında, şirketlerin birbirine fon aktardığı döngüsel finansman mekanizması yatıyor. Öyle ki yapay zekâ firmalarının vergi öncesi gelirlerinin %54'e varan kısmı "diğer yapay zekâ firmalarıyla yapılan sözleşmelerden" oluşmakta. Roberts'in aktardığı veriler, yapay zekâ şirketlerinin gelirlerinin neredeyse tamamen bir veya iki diğer firmanın yatırım kararlarına bağlı olduğunu gösteriyor. Bu zincirleme bağımlılık, tek bir halkanın kopması durumunda tüm ekosistemi yıkacak sistemik bir kırılganlık yaratıyor.

VERİMLİLİK YANILGISI 

Yapay zekâ laboratuvarı Anthropic'in, yapay zekânın yaygınlaşmasıyla ABD GSYİH 'sının 2030'a kadar %32 artabileceği ve yıllık büyümenin %15'e çıkabileceği yönündeki iddiaları, Roberts tarafından "çılgın bir saçmalık" olarak nitelendirilmekte.

Tarihsel verilere bakıldığında temkinli olmak için her türlü gerekçe bulunabilir.  Otomasyon son iki yüzyılda yıllık ortalama %2 oranında ilerlemiş ve büyümeyi hiçbir zaman bu oranın üzerine çıkaramamış. Genel amaçlı teknolojilerin (örneğin elektrifikasyon) fabrika verimliliğine yansıması 40 yıl sürmüş; yeni teknolojilerin ekonomik uyum gecikmesi ortalama 7 ila 18 yıl arasında kalmış. Şirketler yeni bir teknolojiyi benimsediğinde, gerekli altyapı ve organizasyonel uyum yatırımları nedeniyle ölçülen verimlilik ilk aşamada artmaz, aksine düşer. Nitekim OpenAI CEO'su Sam Altman da ekonominin devasa bir atalete sahip olduğunu ve değişim zaman çizelgeleri konusunda fazla iyimser olduklarını itiraf ediyor. Diğer yandan hizmet sektöründeki şirketlerin %61'i yapay zekâ araçlarını benimsediğini belirtse de çalışanların sadece %17'si yapay zekâyı iş süreçlerinde düzenli olarak kullanıyor.

FİZİKSEL EKONOMİNİN SINIRLARINA ÇARPIYOR

Yapay zekâ patlaması yazılımsal yeteneklerde bir sıçrama yaratsa da reel ekonominin fiziki sınırlarına çarpıyor. ABD ekonomisinin yalnızca üçte biri bilgisayar başında yürütülen işlerden oluşmaktadır. GSYİH'nin geri kalan üçte ikisi ise madenlerde, şantiyelerde, hastanelerde ve bakımevlerinde üretiliyor. Bu alanlarda otomasyon sağlanması, milyarlarca ucuz ve karmaşık robotun üretilip kurulmasını gerektirir; ancak robotik teknolojisi yazılımın çok gerisinde seyretmekte.Son birkaç yazımda bahsettiğim veri merkezlerinin ihtiyaç duyduğu elektrik altyapısının, fiziksel ve teknik gereklilikler nedeniyle yaratmakta olduğu gerilim de yine vurgulanmaya değer.

KAPİTALİZMİN KLASİK ÇELİŞKİSİ DEVREYE GİRİYOR

Michael Roberts'in analizinin temelindeki nihai sonuç, yapay zekânın kapitalist üretim tarzı içinde yarattığı derin çelişkidir. Yapay zekâ kullanım fiyatlarının düşmesi, teknolojinin yaygınlaşmasını ve toplumsal verimlilik potansiyelini artırabilir. Ancak fiyatların ve maliyetlerin düşmesi, yapay zekâ ekosistemindeki şirketlerin kârlılığını yok ediyor. Ne de olsa, üretici güçlerin ve verimliliğin artması ile sermayenin kârlılık zorunluluğu arasındaki bu çatışma, kapitalizmin temel çelişkisi. Yükselen faiz oranları, Anthropic veya OpenAI gibi firmaların olası başarısız halka arzları ya da açık kaynaklı modellerin kâr marjlarını tamamen eritmesi, ABD tarihinin bu en büyük ve en riskli ekonomik balonunu patlatabilecek tetikleyiciler olarak sırasını bekliyor.

(1)    https://thenextrecession.wordpress.com/2026/09/26/ai-the-biggest-economic-bet-in-us-history/

Kaynak: Birgun

Paylaş
Sıradaki haber yükleniyor…