Hoşap Kalesi: Van'ın Tarihi İpek Yolu Üzerindeki Görkemli Mirası
Görsel: Attaleiv / Wikimedia Commons, CC BY-SA 3.0
Van'a 50-60 km uzaklıkta, Güzelsu mevkiinde yükselen Hoşap Kalesi; Urartular'dan Osmanlı'ya uzanan tarihi, Mahmudi Beyliği'nin izleri ve etkileyici mimarisiyle keşfedilmeyi bekliyor.
Van'ın doğusunda, Van-Başkale yolu üzerinde Güzelsu mevkiinde sarp bir yamaçta yükselen Hoşap Kalesi, bölgenin en etkileyici tarihi yapılarından biridir. Türkiye-İran arasındaki kadim yol güzergâhında yer alması, kaleye eskiden beri stratejik bir önem kazandırmıştır. Aynı adı taşıyan Hoşap Suyu'nun kayalıkları üzerinde konumlanan kale, ismini Farsça'da iyi veya tatlı su anlamına gelen sözcükten alır. Mahmudi Beyi Sarı Süleyman Bey tarafından 1643 yılında yeniden inşa ettirilen yapı, Mahmûdî Kalesi ve Narin Kale adlarıyla da anılır.
Kaleye batıdan açılan özgün giriş kapısı, bozulmadan günümüze ulaşabilmiştir. Kapının üzerinde Farsça kitabe ve aslan kabartmaları dikkat çeker. İçerideki eski hamam, cami, medrese, su sarnıcı, zindan ve odalar, ziyaretçilere geçmişin izlerini sürme imkânı sunar.
Urartular'dan Osmanlı'ya Uzanan Tarih
Hoşap'ın bilinen tarihi Urartular dönemine kadar iner. O dönemde kale, Tuşba-Kelişin ordu yolu ile Van-Kotur doğu yolunun kesiştiği kavşak noktasında askeri bir tesis olarak kurulmuştur. Urartular'dan sonra Van ve çevresiyle birlikte Hoşap; Pers, İskender, Selevkos, Roma ve Bizans egemenliğinde kalmıştır. Orta Çağ'da Vaspurakan Krallığı'nın şehirleri arasında yer alan bölge, 11. yüzyıldan itibaren Türklerin hâkimiyetine girmiştir.
Selçuklu Hanedanı ile başlayan Türk hâkimiyeti, İlhanlılar döneminde de sürmüş; bu süreçte Hoşap, Vilayet-i Ermen olarak adlandırılan Van eyaletinin bir şehri olmuştur. Daha sonra Karakoyunlular hükümdarı Kara Yusuf, Mahmudiler olarak bilinen Kürt aşiretini Hoşap'a yerleştirmiştir. Mahmudiler burada kendi adlarıyla anılan bir beylik kurmuş; Osmanlı-Safevi mücadelelerinde Osmanlılardan yana tavır alarak başarı göstermeleri üzerine kendilerine bazı imtiyazlar verilmiştir. Hoşap'ta günümüze sağlam ulaşan kalede yaşayan bu beyler, varlıklarını 1839 Tanzimat Fermanı'nın ilanına kadar sürdürmüştür.
Kaleye dair en eski kayıtlardan biri, Matrakçı Nasuh'un 1548-49 yıllarında Kanuni Sultan Süleyman'ın İran seferinden dönüşünde güzergâh üzerinde Kalei Mahmudi olarak bahsettiği nottur. Evliya Çelebi de Seyahatnamesi'nde 1650 yılında uğradığı Hoşap Kalesi'nden söz eder. Ünlü seyyah, kalenin konumunu anlattıktan sonra iç kale giriş kapısının kanatları için şu bilgiyi aktarır: Osmanlı ülkesindeki kale kapıları genellikle ağaç üzerine demir kaplıdır; ancak Hoşap Kalesi'nin kapı kanatlarının her biri üç yüz kantar Nahçıvan demirinden yapılmıştır ve hiç ağaç kısmı yoktur.
Kalenin Mimari Yapısı
İç içe geçmiş üç surla çevrili kalede iki cami, üç hamam, çeşmeler ve yeraltı zindanları bulunur. İçkale kapısının üzerindeki armanın yanlarında zincirle bağlı iki aslan motifi yer alır. Kalenin altından akan Hoşap Çayı üzerinde ise Zeynel Bey'in yaptırdığı tarihi köprü dikkat çeker.
Dış kale surları, arazinin doğal yapısına göre şekillenmiş; doğu, kuzey ve batıdan dolanan surlarla çevrilmiştir. Doğu surları kısmen, batıdakiler ise büyük ölçüde yıkılmış durumdadır. Surları destekleyen burçlardan bazıları günümüze ulaşmış; doğu ve batıdaki kapılar ise tamamen yok olmuştur. Dış kalenin kuzeydoğusunda bir gözetleme kulesi yükselir. Dış kale içinde bugün bir cami kalıntısı ve köy evleri bulunur.
İç kale, güneyden sarp, kuzeyden eğimli bir kütle üzerine kurulmuştur. Kuzeydoğu ve batıda kale beden duvarları, burç ve kulelerle güçlendirilmiş; kuzeydoğuya ikinci bir tahkimat eklenmiştir. Kaleye giriş, kuzey tarafta ortaya yakın bir yerde bulunan giriş burcuna açılmış kapıdan sağlanır. Taç kapı şeklinde düzenlenmiş burcun batı cephesinde kitabe, köşk penceresi ve aslan kabartmaları cepheye hareketlilik katar. Orijinal demir kapı kanatları hâlâ işlevini sürdürmektedir.
Mahmudi Sarayı ve İç Yapılar
Kalenin içinde, Mahmudi sarayı olarak nitelendirilen kompleks yapılar yer alır. Bu yapılar kalenin güney tarafında sıralanır: En üst ve doğu kesiminde seyir köşkü, hemen batısında harem ve batı ucunda da selamlık bulunur. Bu düzenleme, dönemin yaşam biçimini ve mimari anlayışını gözler önüne serer.
19. yüzyılın ortalarında terk edilen kale, içindeki yapılarla birlikte günümüze büyük ölçüde sağlam ulaşmıştır. Bu özelliğiyle Hoşap Kalesi, Van bölgesinin en dikkat çeken sembol yapılarından biri olmayı sürdürmektedir.
Hoşap Kalesi'ni Ziyaret
Van'a yaklaşık 50-60 kilometre mesafedeki kaleye ulaşım, Van-Başkale karayolu üzerinden oldukça kolaydır. Tarihi İpek Yolu güzergâhında yer alan bu görkemli yapı, hem doğal güzellikleri hem de tarihi dokusuyla ziyaretçilerine eşsiz bir deneyim sunar. Kalenin surlarından bakıldığında Hoşap Çayı'nın vadisi ve çevredeki dağların manzarası, geziye ayrı bir keyif katar.
Hoşap Kalesi, Urartular'dan Osmanlı'ya uzanan köklü geçmişi, Mahmudi Beyliği'nin izleri ve etkileyici mimarisiyle Van'ın keşfedilmeyi bekleyen hazinelerinden biridir. Tarih meraklıları ve doğa severler için unutulmaz bir rota olan bu kale, bölgenin kültürel mirasını yakından tanımak isteyen herkesi bekliyor.
Kaynak: tr.wikipedia.org
Görsel: Attaleiv, Wikimedia Commons, CC BY-SA 3.0
THA - TürkAta Haber Ajansı