Gevaş: Van Gölü Kıyısında Tarih ve Doğanın Buluştuğu İlçe
Görsel: Caracas / Wikimedia Commons, CC BY-SA 3.0
Van'ın incisi Gevaş; Akdamar Adası, Artos Dağı etekleri ve Selçuklu mezarlığıyla tarih ile doğayı bir arada sunuyor.
Van Gölü'nün güney kıyısında, Artos Dağı'nın eteklerinde kurulan Gevaş, hem doğal güzellikleri hem de köklü tarihiyle bölgenin öne çıkan ilçelerinden biridir. İl merkezine yaklaşık 40 kilometre uzaklıktaki ilçe, verimli vadisi ve göl kıyısındaki konumuyla yüzyıllar boyunca pek çok medeniyete ev sahipliği yapmıştır. İlçe sınırları içinde yer alan Akdamar Adası ise hem Türkiye'nin hem de dünyanın en özel kültürel miraslarından birini barındırır.
Akdamar Adası ve Efsanesi
Gevaş'ın en bilinen turistik mekânı, Van Gölü'nün içinde yer alan Akdamar Adası'dır. Van ve Bitlis illeri arasında, gölün ortasında yükselen bu ada, yaklaşık 163.753 metrekarelik yüzölçümüyle gölün ikinci büyük adasıdır. Adanın toplam kıyı uzunluğu 3 kilometreyi bulurken, en yüksek noktası deniz seviyesinden 1912 metre yüksekliktedir. Batı uçlarında 80 metreye ulaşan dik kayalıklar, adaya ayrı bir görkem katar.
Adanın ismiyle ilgili anlatılan efsane ise yüzyıllardır dilden dile dolaşır. Rivayete göre, adada yaşayan Ermeni baş keşişin güzelliği dillere destan Tamara adında bir kızı vardır. Çevredeki köylerde çobanlık yapan genç bir delikanlı, Tamara'ya âşık olur ve her gece onunla buluşmak için adaya yüzer. Kız, gencin yerini bulabilmesi için kıyıda bir fenerle onu bekler. Durumu fark eden baba, fırtınalı bir gecede eline feneri alıp kıyıda sürekli yer değiştirir. Yüzmekten gücü tükenen genç çoban, son nefesinde Ah Tamara! diye haykırarak boğulur. Bunu duyan Tamara da kendini gölün sularına bırakır. O günden sonra ada, bu hikâyeyle anılır olmuştur. Efsane, Ermeni şair Hovhannes Tumanyan'ın anlatımıyla ölümsüzleşmiştir. Ancak tarihçiler, adanın adının 9. yüzyıldan itibaren kaydedilen Ağtamar biçiminin Arapça kökenli olabileceğini ve kabartı, tümsek anlamına geldiğini belirtir.
Akdamar Kilisesi: Orta Çağ Ermeni Sanatının Başyapıtı
Akdamar Adası'ndaki Surp Haç Kilisesi, bölgenin en değerli tarihi yapılarından biridir. Kral I. Gagik'in emriyle 915-921 yılları arasında Mimar Manuel tarafından inşa edilen kilise, Kudüs'ten İran'a kaçırıldıktan sonra 7. yüzyılda Van yöresine getirildiği rivayet edilen Hakiki Haç'ın bir parçasını barındırmak amacıyla yapılmıştır. Kızıl andezit taşından inşa edilen kilisenin dış cephesi, alçak rölyef tekniğiyle işlenmiş zengin bitki ve hayvan motifleri ile Kutsal Kitap'tan sahnelerle bezenmiştir. Bu özelliğiyle kilise, Orta Çağ Ermeni mimarisinin en parlak eserleri arasında kabul edilir ve Ermeni sanat tarihinde eşsiz bir konuma sahiptir.
Adanın tarihi, kiliseden çok daha eskiye uzanır. En eski kaynaklarda ada, Gevaş bölgesinde hüküm süren Ermeni Rştuni sülalesine atfen Rştunik Adası olarak geçer. 705 yılında Vard Rştuni'nin öldürülmesiyle Rştuni beyliği sona ermiş, ada ve çevresi Başkale kökenli Ardzruni sülalesinin eline geçmiştir. 908'de I. Gagik Ardzruni, Gevaş'ta kendini Vaspuragan Kralı ilan etmiş ve başkentini adaya taşımıştır. Adada kilisenin yanı sıra müstahkem bir kasaba, saray, çarşı ve liman inşa ettirilmiştir. Adadaki sivil yerleşim, 16. yüzyıl başlarına kadar canlılığını korumuş, 1535 Osmanlı-İran Savaşı'nda büyük ölçüde tahrip edilmiştir. 16. yüzyıldan sonra adada sivil yerleşim sona ermiş, Kutsal Haç'a adanmış manastır varlığını sürdürmüştür. 19. yüzyıl sonlarında manastırda 300 civarında keşiş ikamet etmekteydi. Ermeni Kilisesi'nin ruhani başkanlığı olan Gatoğigosluk makamı da 10. yüzyıl ortalarından 1101 yılına kadar Akdamar Adası'nda bulunmuştur.
Gevaş'ın Tarihi Dokusu
Gevaş ilçe merkezinin bulunduğu verimli vadi, Urartular döneminden beri yoğun yerleşime sahne olmuştur. Eski kaynaklarda kasabanın adı Vostan, Vastan ve son olarak Vestan olarak geçer. Bugünkü ilçe merkezinin 20 kilometre kadar batısında, Akdamar Adası'nın karşısında bulunan eski kent, MS 421 yılında Sasani Devleti'nin egemenliğine giren Doğu Ermenistan'ı yöneten İran askeri valilerinin ikametgâhı olarak önem kazanmıştır. 7. yüzyılda Sasanilerin İslam egemenliğine girmesinden sonra Vostan'da Ermeni kökenli Rştuni beyliği hüküm sürmüştür. 705 yılında Vard Rştuni'nin öldürülmesinin ardından bölge, Başkale kökenli Ardzruni hanedanının tasarrufuna geçmiştir. 908 yılında I. Gagik Ardzruni, bazı Arap beylerinin desteğiyle Vostan'da Ermenistan kralı olarak taç giymiş, ancak daha sonra ikametgâhını Akdamar Adası'nda inşa ettiği yeni kasabaya taşımıştır. Van Gölü'nün güney ve doğu kıyılarına hâkim olan Ardzruni beyliği, 1021 yılında Bizans tarafından tasfiye edilene kadar varlığını sürdürmüştür.
Türk fethinden sonraki ilk iki yüzyılda Gevaş'ın durumu hakkında fazla bilgi bulunmamaktadır. Kasabanın bugünkü yerine Moğol egemenliği döneminde, 1264 veya 1297 yılında taşındığı tahmin edilmektedir. 1380'li yıllarda kasaba, Hakkâri ve Van'ı içeren bölgede güçlü bir beylik kuran İzzeddin Şîr'in başkenti olmuştur. 1386'da Timur'a karşı Van Kalesi'ni savunan İzzeddin Şir, daha sonra sırasıyla Timur'a ve Karakoyunlulara bağımlı olarak beyliğini sürdürmüştür. Kasabanın en önemli tarihi anıtı olan Celme Hatun Türbesi (veya Halime Hatun Türbesi), İzzeddin Şir'in Karakoyunlu hanedanından olan eşine aittir. Ayrıca Ahlat'taki Selçuklu mezarlığından sonra bölgenin en büyük ikinci Selçuklu mezarlığı da Gevaş'ta yer almaktadır.
Doğal Güzellikler ve Coğrafya
Gevaş, Güneydoğu Toroslar'ın bir uzantısı olan Kavuşşahap (İhtiyarşahap) dağlarının en yükseği olan Artos Dağı'nın (3.650 metre) eteğinde kurulmuştur. İlçe merkezinin deniz seviyesinden ortalama yüksekliği 1.685 metredir. Doğusunda Gürpınar, batısında Hizan ve Tatvan (Bitlis), kuzeyinde Van Gölü, kuzeydoğusunda Edremit, güneyinde Çatak, güneybatısında ise Bahçesaray ilçeleri bulunur. İlçenin yüzölçümü 1.544 kilometrekaredir. Van Gölü kıyısındaki konumu, Gevaş'a hem serin bir iklim hem de eşsiz manzaralar sunar. Gölün mavisi ile Artos Dağı'nın karlı zirvelerinin buluştuğu bu coğrafya, doğa severler için keşfedilmeyi bekleyen bir cennettir.
Gevaş, tarihi zenginlikleri ve doğal güzellikleriyle Van'ın en özel köşelerinden biridir. Akdamar Adası'nın büyüleyici atmosferi, Selçuklu mezarlığının tarihi dokusu ve Artos Dağı'nın görkemli silueti, ilçeyi ziyaret edenlere unutulmaz bir deneyim yaşatır. Van Gölü'nün kıyısında, geçmişin izlerini günümüze taşıyan bu şirin ilçe, hem kültür meraklılarının hem de doğa tutkunlarının rotasında yer almayı hak ediyor.
Kaynak: tr.wikipedia.org, tr.wikipedia.org, van.ktb.gov.tr
Görsel: Caracas, Wikimedia Commons, CC BY-SA 3.0
THA - TürkAta Haber Ajansı